Teknoloji Her Tasarım Problemini Çözebilir mi?

Dijital teknolojinin yarattığı heyecan kasırgasından bu yana, birçok gelişmeye tanık olduk: Hayatımız sonu gelmeyen yazılım güncellemeleriyle doldu, ”dot com milyonerleri” ortaya çıktı, herkes ”bilgi otoyolunda” bir tanıtım standına sahip oldu vs. Dijital teknoloji, özellikle 1980’lerin sonunda tasarım eğitiminde de köklü değişimlere yol açtı. Yaşlı öğretim üyeleri emekli oluyor, okullarda hızla bilgisayar labaratuvarları inşa ediliyordu. Bu değişime ayak uyduramayanlar ise acıklı bir görünüm oluşturmaya başlamıştı.

Manhattan’daki School of Visual Arts’da tipografi dersleri veren Ed Malecki o yılları şöyle anlatır:

”Sınıfta ne zaman yazı tasarımcısı Claude Garamond ile ilgili bir şeyler anlatmaya kalksam, öğrenciler sabırsızca kıpırdanır; ‘bilgisayarla çalışmaya ne zaman başlayacağız?’ diye sormaya başlarlardı.”

Malecki, öğrencilerin dersi bırakıp okul paralarını geri isteyeceklerinden korkuyordu. Birkaçı gerçekten de bunu yapmıştı. Ancak günümüzde durum bütünüyle değişti. Yeni yürümeye başlayan ve daha doğru dürüst konuşamayan çocuklar bile ”Google” kullanabilir hale geldi. Artık eğitimciler, ders programlarını ”bilgisayar egemenliğinden” nasıl kurtulabileceklerine kafa yoruyor.

California College of Arts’dan Mark Fox, hedefelerinin öğrencilerinin araştırma, deney ve üslup geliştirme ile berraklık, işlevsellik ve etkili iletişim gibi kriterler arasında bir denge kurabilmelerine yardımcı olmak olduğunu belirtmektedir. Fox’a göre ikinci önemki sorun; öğrencilerin ürettikleri bütün imgeleri hem elle, hem de bilgisayarla oluşturabilmelerine zemin hazırlamaktadır. Dallas yakınlarında ki North Texas Üniversitesi’nde altı yüz tam zamanlı öğrencinin devam ettiği, zor ve sıkı bir tasarım programının koordinatörlüğünü üstlenen Jack Sprague ise şunları söylüyor:

”Teknolojinin sanat ve tasarım eğitimi üzerinde egemenlik kurmasını engellemeye çalışıyoruz. Bu, sürekli olarak belirli bir dengeyi koruma işidir. Evet, mezunların piyasaya çıkan bütün yazılımlar konusunda uzman olması bekleniyor. Ancak üniversitemizde görev alan ve aynı zamanda çok iyi birer uygulamacı olan bütün öğretim kadrosu, yüzleri monitöre adeta ‘kilitlenmiş’ öğrencilerle etkili ve yaratıcı problem çözme eğitiminin asla yürütülemeyeceği konusunda tam bir görüş birliği içindedir”

Artık Amerika’daki tasarım fakültelerinin hemen hemen hepsi de; öğrencilerinin iyi çizebilmesini, elle bir şeyler yapabilmesini ve yaratıcı düşünme sürecini eskiz defterleri üzerinde sunabilmesini sağlamaya çalışıyor. CalArts’dan Louise Sandhaus bu anlayışı şöyle özetliyor:

”Öğrencilerimizin sürekli olarak üretmesini, üretmesini ve üretmesini istiyoruz ki; bu işi iyi öğrensinle, öğrensinler ve öğrensinler”

Kısacası arkadaşlar, teknoloji her zaman bir araç olarak kalmalı ve ona bel bağlamamalıyız. Eskiden olduğu gibi teknoloji olmadan da tasarım yapabilmeli ve düşünce şeklimizi buna göre şekillendirmeliyiz. Aksi halde bir elektrik kesintisinde veya teknik bir sorunda tasarım yapamaz hale geliriz ve bu sanat ve tasarımın varlığına oldukça ters bir durum.

Yorum yok

Yorum Paylaş:

BK Design

WhatsApp chat